Akıllı Sözleşmeler

AKILLI SÖZLEŞMELERİN

TEKNİK VE HUKUKİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

I.AKILLI SÖZLEŞME (SMART CONTRACT) KAVRAMI

Akıllı sözleşmeler ya da İngilizce ifadeyle “smart contracts”, sözleşmenin müzakere sürecini ve edimlerin yerine getirilmesini kolaylaştırmak, doğrulamak veya sağlamak üzere tasarlanmış bir bilgisayar protokolü olarak tanımlanabilir.  Akıllı sözleşmeler avukat, noter vb. aracı unsurlara bağımlılığı ortadan kaldırarak para, gayrimenkul, hisse vb. kıymetler üzerinde hukuki uyuşmazlık noktasına varılmasına olanak vermeden kesintisiz bir teknik silsile doğrultusunda işlem yapılması imkânı sağlamaktadır.

Akıllı sözleşme kavramının ilk olarak 1994 yılında bir bilgisayar bilimcisi olan Nick Szabo tarafından ortaya atıldığı ve Nick Szabo’nun amacının taraflar arasındaki hukuki/ticari işlemlerin dijital ortamda, güvenli bir şekilde ve kesintiye uğramadan yürütülmesi olduğu kabul edilmektedir. Akıllı sözleşme kavramının ayrıntılarına girmeden önce “sözleşme” kavramının temel kapsamda incelenmesi ve anlaşılması gerekmektedir. Sözleşme kısaca; iki ya da daha fazla gerçek/tüzel kişi arasında yapılan ve koşullarına uyulması yasayla desteklenmiş olan hukuki işlem olarak tanımlanmaktadır.

İnternetin ilk yaygınlaşmaya başladığı yıllarda Nick Szabo merkezi olmayan kayıtlar (ledgers) sayesinde akıllı sözleşmeler yapılabileceğini fark etmiştir. “Böyle olursa şöyle olur – If/Then” temeline dayanan sözleşmelerin otomatik olarak yapılmasının ileride mümkün olacağını ileri süren Szabo’nun teorisi, Blockchain teknolojisi sayesinde beklenen de erken bir zamanda bir gerçeğe dönüşmüştür. Szabo’nun “Smart Contracts” başlıklı 1994 tarihli makalesinde akıllı sözleşmeler: “bir sözleşmenin koşullarını yerine getiren bilgisayarlı bir işlem protokolü” olarak tanımlanmaktadır.

Akıllı sözleşmeler, ilişkili tarafların konu ve yükümlülükler üzerinde anlaşmalarından sonra hazırlanıp, kriptografik olarak imzalanıp blockchain’e yüklenir. Yüklenmiş sözleşmeler, blockchain üzerinde olan diğer bileşenlerle etkileşim kurabilir. Bu etkileşim bir işlemin başlatılması olabileceği gibi bir bilginin gönderilmesi ya da teslim alınması şeklinde olabilir. Sözleşme hazırlanırken içerisinden bu konuda bir mesaj alınması gibi belirlenmiş durumlar oluştuğunda, akıllı sözleşmeler otomatik olarak içerisinde tanımlanmış olan anlaşma koşullarının çalıştırılmasını sağlar. Akıllı sözleşmelerle amaçlanan, geleneksel sözleşme yasasından daha üstün bir güvenlik sağlamak ve sözleşme ile bağlantılı diğer işlem maliyetlerini azaltmaktır.

II.AKILLI SÖZLEŞMELERİN TEKNİK ALTYAPISI

A.BLOCKCHAIN TEKNOLOJİSİ VE İŞLEYİŞİ

Blockchain, kısaca şifrelenmiş işlem takibi sağlayan dağınık bir veri tabanı olarak tanımlanmaktadır. Blockchain sisteminde her kullanıcı aracıya gerek duymadan ağa bağlanabilir, yeni işlemler gönderebilir, işlemleri doğrulayabilir ve yeni bloklar oluşturabilir. Her bir bilginin bloklar halinde, gelişmiş şifreleme algoritmalarıyla, birbirine bağlanarak kaydedildiği bu dağınık veri tabanı, bir merkeze bağlı olmaksızın işlem yapabilme imkânı sağlamaktadır.

Blockchain teknolojisinin ayrıntılı olarak irdelendiği ve hangi probleme nasıl bir çözüm önerisi sunduğu konularında henüz kapsamlı Türkçe kaynaklar bulunmamaktadır. Yabancı kaynaklarda da henüz konuya ilişkin yeterli bir akademik çalışma yapılmadığı, genel bilgi kaynağı olarak henüz online incelemeler olduğu görülmektedir.

Blockchain teknolojisi temelli Bitcoin’in de etkisi ile blockchain, öncelikli olarak dijital para alanında ortaya çıkmıştır. Ancak blockchain, yapısı itibariyle her türlü veri kümesini taşıma kapasitesine sahip olduğundan, hisse senedi, tapu vb. dijital varlık kayıtlarının yönetiminde kullanılabilecektir. Ethereum gibi yapılarda ise özel bir dil ile hazırlanmış programlar (dijital/akıllı kontratlar – smart contracts) blockchain üzerinde tutularak çok daha geniş kullanım alanlarının kapısı açılmıştır.

Çok dar bir tanımlama ile uçtan uca (peer to peer) para transferi sistemi olarak tanımlanan Blockchain sisteminin teknik açıdan temel özellikleri aşağıda sıralanmaktadır;

  • Yani çeşitli algoritmalarla şifrelenmiştir.
  • Hiçbir devlete, kamu kuruluşuna, tüzel ya da gerçek kişiye ait değildir.
  • Şeffaftır, dolayısıyla yapılan işlemler yetkisi olan taraflarca rahatlıkla denetlenebilir.

Blockchain temel olarak, para vb. değer içeren verilerin güvenli bir şekilde yönetilmesi amacıyla tasarlanmış bir teknoloji olarak değerlendirilmektedir. Blockchain kavramının daha iyi anlaşılması ve somutlaştırılması adına aşağıda bu teknolojinin temelini oluşturan kavramların özet tanımlamalarına yer verilmiştir.

  • Block: Blockchain teknolojisinin ilk basamağı olarak değerlendirilen block, verilerin saklandığı yapılara verilen isimdir. Bu blok yapıları “Blockchain” olarak adlandırılan bir zincir şeklinde düzenlenir.
  • Chain: Dağınık, merkezi olmayan ağ yapısı olarak tanımlanmaktadır. Blockchain sisteminde, güncel sistemlerin aksine tüm bilgiler dağınık ve katılımcılara açık bir ağ yapısı üzerindeki tüm makinelerde eşlenik kopyalar halinde tutulmaktadır. Bu şekilde tekil bir ara kuruma ihtiyaç ortadan kalkmakta, bu durumun getirdiği maliyetler ve riskler ortadan kaldırılmakta ya da en aza indirgenmektedir.
  • Mutabakat mekanizması: Ağ yapısı üzerindeki tüm makinelerde blockchain’in eşlenik kopyasını sağlamak için ağ genelinde mutabakat (consensus formation) yapılması gerekmektedir. (Bitcoin blockchain’nin global bir durum değişikliğinde mutabakata varma süresi ortalama 10 dakika, Ethereum blockchain’de bu süre ortalama 15 saniyedir).

B.AKILLI SÖZLEŞMELERİN İŞLENEBİLECEĞİ BLOK ZİNCİRLER

  • Bitcoin: Herhangi bir merkez bankası, resmi kuruluş vs. ile bağlantısı bulunmayan elektronik bir para birimi olarak tanımlanmaktadır. Bitcoin, her ne kadar elektronik para birimi olarak hızlı bir şeklide değerlenen bitcoine ilişkin işlemlerin yürütlmesinde mükemmel olduğu kabul edilse de sözleşme vs. belgeleri işleme kapasitesinin teknik açıdan sınırlı olduğu kabul edilmektedir.

Bitcoin temel olarak eşler arası (peer to peer) para transferi konusunda alternatif bir yaklaşım getirmektedir. Halihazırda para transferi yapabilmek için bankalar ya da bu konuda özelleşmiş ara kurumlar kullanılması gerekmektedir. Bu işlemler sadece dijital ortam üzerinden yürütülecek finansal işlemlerle karşılaştırıldığında hem maliyetli hem de yavaştır. Bitcoin teknolojisinde ise dijital bir para birimi kullanılmakta ve kişilerin bitcoin adresi olarak tanımlanan dijital cüzdanları bulunmaktadır. Bu dijital cüzdanlarla ilişkili olarak yine kişilerin ellerinde teknik olarak asimetrik kriptografi olarak nitelendiren bir adet açık-gizli anahtar çifti bulunmaktadır. Açık anahtar herkes ile paylaşılırken gizli anahtar sadece kullanıcıya ait olup, üçüncü kişilerle paylaşılmamaktadır. Bir kullanıcı başka bir kullanıcıya para göndermek istediğinde Bitcoin miktarı, hedef Bitcoin adresi ve bunların kendi gizli anahtarı ile imzalanmış durumunu içeren bir işlem oluşturur.

Bitcoin sistemindeki tüm işlemler ağ üzerindeki herkese açık, güvenli (değiştirilemez) ve ortak bir blockchain üzerinde tutulduğundan (bundan dolayı ledger – muhasebe defteri benzetmesi yapılır) hangi hesapta ne kadar Bitcoin olduğu sorusunun cevabına ulaşılabilir ve bu şekilde kullanıcının hesabında olmayan bir para ile işlem yapmasına izin verilmez.

Blockchain sisteminde kullanılan para birimi olarak tanımlanan Bitcoin’in temel özellikleri aşağıda yer almaktadır;

  • Kriptoludur, yani çeşitli algoritmalarla şifrelenmiştir.
  • Hiçbir devletin, gerçek ya da tüzel kişinin mülkiyetinde değildir.
  • Güncel dijital paralar kapsamında değerlendirme yapıldığında 2017 yılı itibariyle alanındaki en güçlü ve güvenilir olan dijital para birimidir.
  • Diğer para birimlerinin aksine sonsuz üretiminin yapılması mümkün değildir.
  • Sidechains (Yan Zincirler): Bitcoin’e komşu olan ve iş sözleşmeleri için daha fazla kapsam ve seçenek sunan blok zincirlerin başka bir adıdır.
  • NXT: NXT, akıllı sözleşmeler için sınırlı şablon seçimi içeren genel bir blok zincir platformudur. Verilen şablonun kullanılması gerekmektedir; özel kodların bu platforma yazılması teknik açıdan mümkün değildir.
  • Ethereum: Kamuya açık bir platformdur ve akıllı sözleşmeleri kodlamak ve işlemek için en gelişmiş olanı olarak nitelendirilmektedir. İstenilen her şeyi kodlanabilmekte, ancak hesaplama gücü “ETH” (Ethereum) tokenleri ile ödenmek zorundadır.

2013 yılında bir şifreleme araştırmacısı ve programcısı Vitalik Buterin tarafından geliştirilmiş olan ethereum, akıllı sözleşme işlevselliğine sahip, açık kaynak kodlu, halka açık, blok tabanlı, dağıtılmış bilgi işlem platformu olarak tanımlanmaktadır. Ethereum 27 milyar doları aşan market hacmi ile Bitcoin’den sonra en fazla değere sahip sanal para birimidir. “Bitcoin ile Ethereum arasında bazı teknik benzerliklerin bulunduğu belirtilse dahi aslında bu iki kripto para biriminin amaç, işlevsellik ve kapasite açısından önemli farklılıkları barındırdığı kabul edilmektedir. Ethereum, bitcoin sisteminde olduğu gibi Proof of Work (PoW) protokolünü kullanmakta olup, bitcoin’den farklı olarak işlemci gücüne ihtiyaç duymamakta, bunun yerine işlemleri ekran kartları ile gerçekleştirebilmektedir.

Ethereum ile bitcoin arasındaki diğer bir önemli fark ise Ethereum’un kendisine ait özel bir yazım dili kullanarak bu işletim sistemi üzerinde merkezi olmayan yazılım protokolleri geliştirilmesine imkân sağlamasıdır. Bu protokollerin tek bir blockchain sayesinde, kabul edilmiş sözleşmeler kullanılarak binlerce farklı alt coinin ve çeşitli internet uygulamalarının yaratılmasına olanak sağladığı belirtilmektedir. Bu sebeple Ethereum her ne kadar bir altcoin gibi görünüyor olsa dahi teknik olarak kendi altcoinlerini üretebilecek ve hatta üretmiş olan bir coindir ve birçok kişi Ethereum’u “Bitcoin Vol 2” olarak tanımlamaktadır.”

Aşağıda Ethereum blok zincirinde yazılmış basit bir akıllı sözleşmenin kodu yer almaktadır:

Yukarıda yer alan sözleşme, sözleşmenin yaratıcısına 10.000 BTCS verileceğini öngörmektedir (örneğin bitcoin); bu BTC’leri başkalarına dağıtmak için yeterli bakiyeye sahip olan herkese izin vermektedir.”

Microsoft, Chase, Intel ve JP Morgan da dahil olmak üzere bir grup büyük banka ve teknoloji şirketi, Ethereum dijital para birimi ağı üzerine kurulu finansal teknolojiler geliştirmek için Kurumsal Ethereum İttifakı’nı (EEA) kurmuştur. EEA, büyük işletmelerin Ethereum kullanımını basitleştirmek için standartlar ve teknoloji inşa etmeyi hedeflemektedir. Projeye katılan şirketler aşağıda yer almaktadır:

Akıllı sözleşmelerin teknik altyapısı inceledikten sonra hayatımızda somut olarak uygulanabilirliğini değerlendirebilmek amacıyla hukuki kapsamda de ayrıntılı olarak incelenmesi gerekmektedir.

III. AKILLI SÖZLEŞMELERİN HUKUKİ AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

A.AKILLI SÖZLEŞMELERİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Teknik altyapısı, düzenlenme ve uygulanma süreci dikkate alındığında akıllı sözleşmelerin bilinen geleneksel sözleşmelerden farklı olduğu kolaylıkla görülebilmektedir. Ancak her ne kadar çok farklı bir teknolojik altyapı üzerine inşa edilecek olsa da akıllı sözleşmelerin hukuki geçerliliğinin ve dolayısıyla güvenli bir şekilde uygulanabilirliğinin sağlanması amacıyla hukuken klasik anlamda bir sözleşme olduğunun kabul edilmesi gerekecektir. Geleneksel sözleşmelerde olduğu gibi, akıllı sözleşmelerde de tarafların hak ve yükümlülükleri açıkça yer almakta, fakat geleneksel sözleşmelerden farklı olarak, bu yükümlülüklerin otomatik olarak yerine getirilmesi sağlanmaktadır.

Akıllı sözleşme kapsamında yürütülen işlemlere ilişkin her adım bir bilgisayar programının kontrolünde gerçekleşmekte ve sözleşmenin ifası belirli bir sıralama ve düzende dijital ortamda otomatik olarak yerine getirilmektedir.

Geleneksel sözleşme ile akıllı sözleşmeler, konularını oluşturan unsurların niteliği bakımından da farklılık göstermektedir. Teknik altyapısı ve niteliği gereği akıllı sözleşmenin konusunu çoğunlukla akıllı varlıklar oluşturmaktadır.

Akıllı sözleşmelerin, noterlerin ve özellikle avukatların işlerini ortadan kaldırmaya yarayan sanal birer makine olduğu düşünülmektedir. Bu görüş, düzenleme süreci tamamlanmış ve imza altına alınmış bir sözleşme bakımından kısmen kabul edilebilir olsa da sözleşmenin düzenlenmesi ve müzakere sürecinin aktif hukuki ve operasyonel müdahale gerektirdiği göz önünde bulundurulduğunda kabul edilmesi pek de mümkün olmayan bir görüştür.

Sözleşme öncesi görüşmelerin yapılması, sözleşmenin kurulması, ifası ya da muhtemel uyuşmazlıkların çözümü ve hukuki ilişkiye uygulanacak hukukun tespiti gibi sözleşmesel ilişkinin bütününden sorumlu bir bilgisayar programının son derece gelişmiş bir yapay zeka kabiliyetinde olması gerektiği açıktır. Sözleşmenin ifası söz konusu süreç içerisinde kodlanmış olacağından, tarafların klasik sözleşmelerde sahip olduğu kısmi ifa imkânı, sözleşmenin ihlal edilmesi ve ihlal eden tarafça tazminat ödenmesi gibi durumlar tarafların iradeleri dahilinde olmayacaktır. Ne var ki, herhangi bir kimse akıllı sözleşme kodunun içerisinde bir ihlali gerçekleştirmediği sürece, akıllı bir sözleşmenin ihlal edilemeyeceği öngörülmektedir.

Akılı sözleşmeler, değiştirilemez ve özerk nitelikleri nedeniyle hukuk firmalarının dikkatini çekmiş, 2017 yılının Ağustos ayında kurulan EEA bünyesine on hukuk firması ve dört yasal kurum katılmıştır. Akıllı sözleşmelerin hukuk firmaları için geçerli ve belki de yakın gelecekte vazgeçilmez bir seçenek olduğu kabul edilebilir olsa da gereken teknik yeterliliğe sahip olmayan avukatların bu alanda ilk aşamada tek başına hareket edebilmesi pek de mümkün değildir. Akıllı sözleşmeleri sağlıklı bir şekilde düzenleyebilmek ve hayata geçirebilmek için avukatların bu konuda teknik açıdan bilgi sahibi olan uzmanlardan destek alması gerekeceği ortadadır.

Akıllı sözleşmeleri somutlaştırmak adına aşağıda bazı kısa örneklere yer verilmiştir:

  • Bir akıllı sözleşme tapu ve bankaya gerekli talimatları göndermeye programlanmış bir yazılım olarak karşımıza çıkar. Bir gayrimenkul satış ilişkisinde, alıcı ve satıcının banka hesaplarında gerekli denkleştirmeyi yapan yazılım, bu denkleştirmenin ardından tapu siciline alıcı üzerine yapılacak tescilin emrini gönderebilecektir. Tüm bu işlemlerde, tarafların süreci dijital imzaları ile harekete geçirmeleri ile başlayıp süreç sonuna kadar müdahaleleri olmaksızın devam edeceği öngörülmektedir.
  • Blok zincir aracılığıyla kripto para ödeyerek bir daire kiralama işlemi yapılır. Ödeme sonrasında, akıllı sözleşmede saklanacak olan bir dekont alınır ve belirli bir tarihte teslim edilecek olan dijital giriş anahtarı verilir. Giriş anahtarı zamanında ulaşmaz ise ödeme blockchain sistemi tarafından iptal edilir. Anahtar kiralama tarihinden önce gönderilirse sistem, tarihi geldiğinde verilen ücreti ve anahtarı serbest bırakır.

B.AKILLI SÖZLEŞMELERE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER

Akıllı sözleşmelerin hayata geçirilmesi sürecinde öncelikle blockchain tabanlı kayıtların hukuken bağlayıcılığının sağlanması amacıyla çeşitli devletlerin yasama faaliyetlerine başlamış olduğu görülmektedir. Örneğin;

  • 2016 yılında ABD’nin Vermont eyaletinde H. 868 numaralı Kanun ile blockchain teknolojisi temelli kayıtların eyalet delil yasaları kapsamında hukuken geçerli olduğu kabul edilmiştir.
  • 29 Mart 2017 tarihinde ABD’nin Arizona Eyaleti’nde, blockchainve akıllı sözleşmelerin mevcut Arizona kanunlarına göre geçerliliğine dair elektronik kayıt ve imzaların hukuki geçerliliğini düzenleyen Arizona Elektronik İşlemler Yasası’nı (Arizona Electronic Transactions) değiştiren kanun niteliğindeki HB2417 numaralı Kanun yürürlüğe girmiştir.

“Elektronik İşlemler Yasası, mevcut haliyle blockchain ve akıllı sözleşmeleri de kapsayabilecek nitelikte olsa da kanuni açıklık sağlamak amacıyla anılan yasa ile “Blockchain Teknolojisi” başlıklı bir bölüm eklenmiştir. Eklenen bu bölüme göre;

Blockchain Teknolojisi ile korunan bir imza elektronik forma sahip kabul edilir ve elektronik bir imza niteliğindedir. Blockchain Teknolojisi ile korunan bir kayıt ve sözleşme elektronik forma sahip elektronik bir kayıt olarak kabul edilir.

Düzenlemede ayrıca akıllı sözleşmeler ile ilgili özel bir bölüm de bulunmaktadır. Bu bölüme göre de;

Akıllı sözleşmeler, ticari işler için düzenlenebilir. Bir sözleşme salt bir akıllı sözleşme terimi içerdiği için; hukuki etkisi, geçerliliği veya uygulanabilirliği yadsınamaz.”

Yukarıda yer alan yasama faaliyetlerinden anlaşılacağı üzere blockchain ve akıllı sözleşme kavramları açısından açık ve somut hukuki düzenlemeler tesis edilmeye başlanmıştır. Avrupa Parlamentosu ise 2017 yılında akıllı sözleşmeler ile ilgili görüşlerine de yer verdiği “Blockchain Teknolojisi Hayatımızı Nasıl Etkileyecek?” başlıklı bir rapor yayınlamıştır. Blockchain teknolojisinin ekonomi başta olmak üzere hayatımıza etkilerinin gün geçtikçe arttığı göz önünde bulundurulduğunda, bu teknolojiye ilişkin daha kapsamlı yasal düzenlemelerin de kısa bir gelecekte düzenleneceği öngörülmektedir.

IV.AKILLI SÖZLEŞMELERİN GELENEKSEL SÖZLEŞMELERLE KARŞILAŞTIRILMASI

A.AKILLI SÖZLEŞMELERİN OLUMLU YÖNLERİ

Yukarıda yer alan nitelikleri göz önünde bulundurulduğunda akıllı sözleşmelerin, halihazırda kullanımda olan geleneksel sözleşme yapısı karşısında çeşitli avantajlar sunmakta olduğu açıktır. Bunların özellikle önem teşkil eden ve göze çarpanları aşağıda yer almaktadır:

  • Yedekleme – Blockchain alt yapısında aynı evrakları defalarca yedekleme imkânı sağlamaktadır.
  • Doğruluk – Akıllı sözleşmeler daha hızlı ve daha ekonomik bir işlem imkanı sunmakta ve el ile düzenlemelerde karşılaşılabilecek hataların önüne geçmektedir.
  • Hız – Fazla zaman ve enerji gerektiren evrak işleri sürecini ortadan kaldırmakta ve yalnızca otomasyon için yazılım kodu kullanılması yoluyla zaman tasarrufu sağlamaktadır.
  • Özerklik – Bir aracı kurumun gerekliliğini ortadan kaldırmakta, operasyonlar ağ tarafından otomatik olarak yönetildiğinden üçüncü kişiler tarafından manipüle edilme riskinin önüne geçmektedir.
  • Güvenlik – Blockchain’in şifreli yapısı gereği güvenliği aşmak neredeyse imkansız olarak nitelendirilmektedir.
  • Tasarruf – Akıllı sözleşmeler artık aracı hizmetleri gerektirmediğinden, maddi tasarruf sağlamaktadır.
  • Güven – Veriler güvenli bir yerde saklanmakta, paylaşılan bir defter üzerinde korunmakta ve verileri kaybetme riski neredeyse sıfıra inmektedir.

Akıllı sözleşmelerin, günümüz fiziki sözleşmelerine kıyaslandığında, yürütülen süreçleri yazılım tabanlı olarak otomatikleştirmesi sayesinde sözleşmelerin uygulanması sürecini fark edilir oranda hızlandıracağı değerlendirilmektedir. Akıllı sözleşmelerin bu özelliğinin aynı zamanda beşeri hatalar ya da benzeri bir unsur nedeniyle sözleşmenin ifasını engelleyecek riskleri de en aza indireceği kabul edilmektedir.

B.UYGULAMADA KARŞILAŞILABİLECEK SORUNLAR

Akıllı sözleşme teknolojisine ilişkin genelde olumlu değerlendirmeler yapılsa da uygulanabilirliğe ilişkin bazı temel sorunların mevcut olduğu kabul edilmektedir. Bu sorunlar özetle aşağıda yer almaktadır:

  • Sistem üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin doğrulanması ve blok zincirine eklenmesi süresinde gecikme yaşandığı belirtilmektedir. Blockchain olmayan veri tabanı yapılarında bu işlemlerin milisaniye olarak ölçümlenmesine karşı, Ethereum’da bu sürenin ortalama 15 ila17 saniye arasında değiştiği belirtilmektedir.
  • Akıllı sözleşmelerin sadece blockchain sistemi kapsamındaki bilgilere erişimi mümkün olup; diğer dış sistemlere erişim sağlanması ve gerekli bilgilerin blockchain sitemine yönlendirmesi için aracı servislere ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir.
  • Blockchain sistemi çeşitli algoritmalarla şifrelenerek veri güvenliği sağlıyor olsa da bu sistem üzerinde yapılan akıllı sözleşme tanımlamalarında, kullanılan altyapının yanlış anlaşılmasından kaynaklanan hatalı uygulama yapılarının olabildiği, bazı akıllı sözleşmeler üzerinde değişiklik yapılarak sözleşmelerin manipüle edilebildiği tespit edilerek güvenlik açıklarının olduğu belirtilmiştir.
  • Blockchain temelli akıllı sözleşmelerin esnek olmayan ve değiştirilemeyen yapısından dolayı uygulamada sözleşme üzerinde değişiklik yapılması gereken durumların önceden belirlenmesi ve yazılımsal olarak sözleşme tanımına eklenmesi gerektiği belirtilmektedir ki bu durum hukukçular açısından da ön görülebilecek ve hassasiyetle dikkate alınması gerekecek olan bir açık olarak değerlendirilmektedir. Esnekliğe ilişkin bu açık, ticari vb. koşullardaki ani ve öngörülemeyen değişiklikler kapsamında taraflar açısından büyük bir risk teşkil edecek ve tarafların akıllı sözleşmeler yerine eski usul fiziki sözleşmeleri tercih etmelerine neden olabilecektir.

C.AKILLI SÖZLEŞMELERİN ZAYIF NOKTALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ

Akıllı sözleşme kavramındaki farklılığı yaratan “akıllı” kelimesi, akıllı sözleşmelerin genellikle bir yapay zekâ teknolojisi barındırdığını düşündürdüğü görülmektedir. Ancak teknik altyapısı incelendiğinde görüleceği üzere; akıllı bir sözleşmenin düzenlenmesi ve uygulanması için yapay zekâ bir zorunlu unsur niteliği taşımamaktadır. Fakat, akıllı sözleşmelerin tam anlamıyla geçerliliği ve uygulanabilirliği olan etkin bir hukuki sözleşme haline gelebilmesi için yapay zeka teknolojisine ihtiyaç duyulacağı da kabul edilmektedir. Akıllı sözleşmelerdeki obfuscation (kodların daha zor anlaşılmasını sağlama) tekniği, güvenlik ve gizliliği sağlamakta ancak hukuki geçerliliğin denetimini zorlaştırmaktadır.

Kullanıcılar tarafından eklenen verilerin, sözleşme koşullarını yerine getiren akıllı birer sözleşme koduna çevrilmesi yapay zeka teknolojisi ile sağlanmaktadır. Ayrıca akıllı sözleşme koduna ek olarak; tarafların kendi dillerinde yazılmış ve gerektiğinde mahkemeye de sunulabilecek yasal geçerliliği olan bir belge de oluşturulabilmektedir.

Sonuç olarak yapay zekâ desteği ile herhangi bir hukuk veya yazılım bilgisi ya da deneyimine ihtiyaç duyulmaksızın, hukuken bağlayıcılığı olan akıllı bir sözleşme oluşturulabileceği kabul edilmektedir. Dünyada bu konuda hizmet vermeye başlayan pek çok yazılım geliştirilmekte olup, Estonya merkezli Agrello isimli şirket önemli örneklerden biridir. Agrello’nun baş bilim insanı Alexander Norta, şimdiye kadar mevcut Akıllı Sözleşme teknolojisinin hukuki geçerlilik eksikliği ve belirsizlikleri nedeniyle gerçek bir sözleşme olarak uygulanmasının olanaksız olduğunu, bu nedenle yapay zekâ teknolojisini kullanarak, Akıllı Sözleşmeleri yasal olarak bağlayıcı ve herkese açık hale getireceklerini belirtmektedir.

V.AKILLI SÖZLEŞMELERİN GELECEĞİ

Akıllı sözleşmelerin artarak yayılmasının ve gelecekte daha da ön planda yer alacağının kanıtı olarak aşağıda yer alan gelişmeler delil olarak ileri sürülmüştür:

  • 2016’nın ilk çeyreğinde, Akıllı Sözleşme risk sermayesiyle ilişkili anlaşmaların toplamı 116 milyon dolarla önceki üç çeyreğin toplamının iki katından fazla olmuş ve blockchain risk fonlarının yüzde 86’sı muhasebeleştirilmiştir.
  • Ethereum tabanlı bir şirket araştırmalara 150 milyon dolardan fazla para ayırmış olup, akıllı sözleşme odaklı uygulamalar geliştirmektedir.
  • Avustralya Menkul Kıymetler Borsası hali hazırda kullandığı sistem yerine, blockchain tabanlı işlem-sonrası çözüm geliştirilmesi üzerine çalışmaktadır.
  • Blockchain üzerindeki uygulamaları incelemek için kurulan organizasyona (Post-Trade distributed Ledger Group) 37 finansal kuruluş üye olmuştur.
  • Beş global banka akıllı sözleşmeleri kullanarak ticaret finansmanı ve tedarik zinciri platformu ile birlikte kavram kanıtlama sistemleri inşa etmeye başlamıştır.

Akıllı sözleşmelerin geleceğinin bir kısmının bahsedilen teknik ve pratik sorunların çözümlenmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Örneğin Cornell Tech’te, akıllı sözleşmelerin gündelik hayatımızın bir parçası haline geleceği konusunda ısrarcı olan avukatlar, bu endişelerle ilgili çalışmalar ve araştırmalar yürütmeye devam etmektedir.

Akıllı sözleşmelerin uygulanması, yalnızca bilim kurgu dünyasında var olan dünyaya yavaşça girdiğimiz anlamına gelecektir. Bilinen bir bilişim teknolojisi kaynak merkezi olan Search Compliance, akıllı sözleşmelerin hukuk ve otomobil gibi sektörlerde büyük bir etkisi olabileceğini iddia etmektedir. Avukatlar, LegalZoom’da olanlar gibi geleneksel sözleşme yazma işlemi yerine şablon üretmeye başlayacak, birçok endüstride işletme operasyonları için akıllı sözleşmeler kullanmaya başlanacaktır. Blockchain Technologies, akıllı sözleşmelerin yakında blok zinciri üzerinden sözleşmeleri doğrulayan ve daha sonra fiziksel bir kopyayla desteklenen bir dijital ve kağıt içerikli melezle birleşeceğine inanmaktadır.

Blockchain sistemi ile hangi taşınmazın kime ait olduğu gibi bilgiler başta olmak üzere kimin kiminle evlendiğine ilişkin bilgiler dahi kayıt altında tutulabilmektedir. “Özellikle Edurne ve Mayel çiftinin blockchain üzerinden evlenmesi, dijitalleşmenin içselleştirilmesi ve blockchain üzerine yapılan konuşmalarda verilen en popüler örneklerden biri sayılabilir. İşlemlerin karşılıklı iki taraf arasında gerçekleşmesi ve aracıya ihtiyaç duyulmaması blockchain teknolojisinin en önemli fırsatlarından biri olurken, bankaların da 2022 yılına kadar 20 milyar dolar civarında tasarruf sağlamasına imkân vereceği tahmin edilmektedir.”

2017 yılında bitcoin üretimi ve ticaretinin en yoğun gerçekleştiği ülke olarak kabuk edilen Çin başta olmak üzere dijital para konusunda birçok ülkede hem ticari hem de yasal adımlar atıldığı görülmektedir. Finansal teknolojilerin kullanımı ve global ekonomi tarafından kabullenilmesi açısından dünyada lider olduğu kabul edilen Çin, yeni beş yıllık kalkınma planında blockchain gibi yeni nesil teknolojilere odaklanacağı açıklamış, bu ve benzer yenilikçi teknolojilerden yararlanarak ekonomik kalkınmayı hızlandırmayı ve refah seviyesini artırmayı amaçladığını belirtmiştir. Dünya ekonomisi üzerinde çok büyük bir güce ve etkiye sahip olan Çin tarafından blockchain teknolojisi kapsamında atılan yenilikçi adımların birçok ülkede yankı uyandırdığı ve yedek kulübesinde bekletilen dijital para teknolojisinin birçok ülke tarafından ön plana alındığı görülmektedir.

Türkiye’de de TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM), son yılların en önemli teknolojik gelişmelerinden blockchain üzerine bir araştırma laboratuvarı kurmuş olup, ülkenin ihtiyaçlarına yenilikçi ve milli çözümler üretmeyi hedefleyen ulusal Ar-Ge merkezi ile kamu ve özel kurum/kuruluşlar ve akademisyenlerle işbirliği yaparak, güven merkezleri içeren yapılardaki güven merkezlerini dağıtarak daha verimli ve şeffaf yapıların kurulması için blok zinciri tabanlı tasarım ve geliştirme çözümleri sunmayı hedeflemektedir. Finansal hareketlerden tedarik zincirlerine, nesnelerin internetinden (IOT) sağlık hizmetlerine kadar her türlü elektronik işlemi basitleştirmek ve güvence altına almak için blok zinciri temelli ağların kurulmak istendiğine de dikkat çekmektedir.”

Estonya, Birleşik Krallık, İsveç, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, Finlandiya, Kanada, Danimarka ve Avustralya gibi ülkelerin bitcoin kullanımını yasallaştırmayı, bitcoini finans düzeni içerisinde aktif hale getirmeyi, bitcoin kullanımını yaygınlaştırmayı hedeflediği ve bu bağlamda çalışmalarını hızlandırdığı görülmektedir. Her ne kadar bazı ülkelerin Merkez Bankalarından tamamen vazgeçmek istemediği görülse de bitcoin vb. dijital paraların kullanımını da finansal hayata entegre etmek istedikleri görülmektedir.

Tüm bu gelişmelere sessiz kalmayan Rusya Devlet Başkanı Putin’in de Ethereum’a tam destek verdiği, Ethereum’un kullanım alanının genişlemesi ve Rusya’nın ekonomik büyümesine doğrudan katkı sağlaması için çaba sarf ettiği artık bilinmektedir.  Ethereum’un teknolojik altyapı ve kapsam açısından artıları dikkate alındığında, gelecekte Ethereum’un Bitcoin’in önüne geçebileceği değerlendirilmekte, dolayısıyla Ethereum tabanlı akıllı sözleşmelerin de hayatımızda önemli bir rol alması sürecinin de kısalacağı ön görülmektedir.

VI.SONUÇ

Sosyal medyanın dahi sosyokültürel ve ekonomik etkilerinin tüm dünyada çarpıcı bir şekilde hissedildiği bu dönemde artık ekonomik olarak çağa ayak uydurmak isteyen hiçbir devlet ve hukuk sisteminin finans alanında dijitalleşme ve akıllı sözleşmeler gibi teknolojik gelişmelere kapılarını kapatmaması gerektiği aşikardır. İnternetin olduğu her yerde (neredeyse dünyanın her yerinde) kullanılabilecek olan Blockchain ve Akıllı Sözleşme teknolojisi, bu gelişmelere ilgi göstermeyen ülkelerin dahi yakın zamanda gündemlerine almak zorunda olacakları yenilikler olup, kısa bir zaman içerisinde ülkelerin bu sistemlere ilişkin yasal ve ticari politikalar üretmeleri ve geliştirmeleri büyük önem teşkil edecektir.

Akılı sözleşmeler kapsamında değerlendiğinde noter işlemlerinin geçerliliği mevzuat değişiklikleri ile tamamen ortadan kaldırılabilecek gibi görünmektedir. Ancak akıllı sözleşmelerin hukuk sistemine tam olarak entegre olması ile avukatlara ve hukukçulara ihtiyaç duyulmayacağı yönündeki görüşlere katılmak pek de mümkün değildir. Bu görüşün altında yatan husus akıllı sözleşmelerin edimlerin otomatik ifası sayesinde dava yoluna gidilmeyeceği ve dava sürecinin ortadan kalkacağıdır. Fakat muhtemelen hukukçu gözüyle değerlendirilmediği için göz ardı edilen önemli bir husus; sözleşmenin düzenlenmesi ve müzakere sürecinde avukatların oynayacağı roldür. İster dijital ister geleneksel fiziki bir sözleşme olsun, bir sözleşmenin imza/elektronik onay aşamasına gelmesi süreci dava aşamalarına esas teşkil eden ve dolayısıyla büyük önem teşkil eden bir süreçtir.

Akıllı sözleşmelerin hayatımıza tamamen girmesi durumunda ilk aşamada avukatlar açısından yaşanabilecek en büyük farklılık, sözleşmenin hazırlanması sürecinde bir bilişim uzmanından destek alınması gerekeceğidir. Ancak bu hususu çok da uzun olmayan bir gelecekte mesleki yeterlilik ve finansal etkileri açıdan değerlendirecek olan avukat/hukukçuların kod yazma gibi teknik konulara ilişkin gereken yeterliliğe ulaşması gerekecektir. Tabii olarak yapay zekâ konusundaki gelişmelerin avukatların rolüne ilişkin etkisinin farklı bir boyutta değerlendirilmesi gerekecektir. 22.01.2018

Av. M. Gürbey Bulut